KIS


Sanırım bir önceki yazımda nasıl da tam bir yaz insanı olduğumu yeterince anlatmıştım. Hatta sadece ben değil; kışı seven ve aynı anda beni de seven etrafımda çok az insan var. Ama hayal dünyasında yaşamıyoruz; maalesef yaz 3 ay, kış denen neredeyse en az 6 ay kendini hissettiriyor. (Merhaba, İstanbul’dan bildiriyorum.) Dolayısıyla bu acı gerçeği arada sırada keyiflendirmek, getirdiklerini değerlendirmek gerek. Şu an evde bile polar giyerek yazı yazan biri olarak tüm Pollyanna’cığımla iyi niyetlerimi bildiriyorum.
 Sıcak içeceklerin saltanatı başlıyor. Sahlep, boza, çeşit çeşit aromalı latte’ler, yazın sıcaktan sabahları içemez olduğumuz americano’lar, filtre kahveler, tavşan kanı çayımız içimizi ısıtmak için geri döndü. Bu vesile ile mahallenizde, semtinizde yeni açılan, şans verilmeyi bekleyen cafeler bir kahve hatırına ziyaret edilebilir.
 Sıcak içeceklerle birlikte kış sebzeleri de aramıza katılıyor. Brokoli, kereviz, ıspanak, avokado yine buzdolabımızda yer almaya başlıyor. İlk bakışta sevimsiz gözüken sebzeler olabilir; kabul. Şahsım adına ben de uzun seneler bu gıdaları sevemedim. Ama şimdi bu sebzelerle öyle püreler, gratenler, ana yemekler yapılıyor ki patates püresini bırakıp kereviz salatasına koşasınız geliyor. İşin sırrı sadece tarif kovalamakta. Bir ipucu; alternatif reçeteler için Instagram’dan “@ece.zaim” hesabını takip edebilirsiniz.
 Kendi müdavimi olduğum yoga stüdyosundan da biliyorum; yazın çoğu insan şehir dışı, tatil, yazlık, sıcak derken hareket etmekten ve spor rutininden uzaklaşıyor. Kış ısınmayı gerektirir. Tekrar hareket zamanı. Açık hava ve performans sporları için bile kış yazdan daha elverişli. Stüdyoda yapılan aktiviteler de daha keyifli. Bu dönem yeni bir spor türü denemek için pozitiflenebilir. Örneğin son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz CrossFit’i denemek için ve kısa sürede yaza hazırlanmak için altın fırsat. CrossFit Balaban Kıbrıs’a bile şube açtı. Programlarına ve idmanlarına bir göz atmanızı tavsiye ederim.
 Yazın uçuş uçuş elbiseler giymek, plajda çıplak ayak kumlara basarak gezme anılarını bir kenara bırakırsak (ya da bırakabilirsek) “layering” denilen kat kat giyinme sanatı tekrar gardırobumuzda. Kışın giyilen kabanlar, çizmeler bir kişi olsa, uzun boylu, entelektüel, karizmatik ve başarılı bir erkek olurdu. Kışın daha farklı kıyafet bütünlemeleri yapabildiğimiz için daha fazla seçenek buluyoruz sanki. Yani kış trendlerini daha özgün ve çeşitli kullanmak için bir fırsat. Atkılar, bereler, şapkalar... Hepsini giymesi eğlenceli. Ya da en depresif halde bile her şeyin üzerine uzun paltolar geçirilip kamufle edilebildiği için mi kış modası seviliyor yoksa?
 Yaz tatillerine değinmeye gerek yok; ama kış tatilinin de tadı bir başka oluyor. Eğer kayak, snowboard yapmayı seviyorsanız kış tatili kışın bronzlaşmak için mükemmel bir seçenek. Sadece bir dağ otelinde şömine başında kutu oyunları oynamak, tabu şampiyonasına katılmak, kitap okumak bile insanı derinde dinlendiren aktiviteler. Kar da tıpkı deniz gibi insanı doğayla buluşturup zihne ve ruha reset atıyor.
 Son olarak kültürel aktiviteler kışla birlikte ivmelenerek damağımızı şenlendirecek oluyor her sezon. Yeni ve kaliteli tüm filmler sonbahar ve kış aylarında vizyona giriyor, tiyatro oyunları pik yapıyor, sergilerin biri geliyor, biri gidiyor, film festivalleri, ödül törenleri hep bu dönemlerde oluyor. Bunlardan beslenmek, kafa dağıtmak, sıcak sinema salonlarında keyif yapmak için en güzel zamanlar önümüzde.
 Siyah görünümlü beyaz mevsim, güzel geçmesi dileğiyle....




No comments :

Post a Comment