Yogayı Hayata Tasımak

Yoga benim hayatıma gireli epey oldu aslında. İlk günden beri hakkında konuşsam da gerçekten farkına varmam biraz zaman aldı. Zamanla fiziksel bir hareketten çıkıp zihinsel bir sürece dönüşmeye başladı. Özellikle belirtmem gerekir ki ben bir yoga eğitmeni değilim. Sadece yogayı kendi zamanında deneyimlemekten çok büyük zevk alan biriyim. Tamamen kendi tecrübelerimden yola çıkarak MOREbeauty'ye yogayı hayata taşımakla alakalı bir yazı yazmıştım. Şimdi bloğuma da koymak istedim. İyi ki var.
Diyelim ki bir süredir yoga yapıyorsun ya da belki de ilk defa matın üstündesin. Hocalar spritüal kavramlardan bahsediyor. “Yogayı hayata taşımak”, “farkındalık”, “nefes” kelimeleri havada uçuşuyor. Her gün duyduğun kelimelerin farklı anlamlar taşıması gerekiyor gibi hissediyorsun. En sancılı pozlarda teşekkür etmekten ve sakin nefes almaktan söz ediliyor. İyi de bu nasıl mümkün?! Üstelik o gün enerjin de çok düşük, zaten havalar düzelmiyor, kış gidecek gibi durmuyor. Ülkenin durumu ortada. İş desen o da çok güldürmüyor. Yani tablo çok da iç açıcı değil. Kendini açık hava tımarhanesinde yalnız hissediyor gibisin. İyi de bu beyin bulanıklığında nasıl olacak da yogayı hayata taşıyacaksın? Bu yogiler neden bahsediyor?  
NİYET ETMEK  
Her hocanın tekniği farklı olsa da ya da kendi akışınız içinde farklı yolları tercih etseniz de matın üstüne ilk geldiğinizde genelde “Niyetinle Buluş” cümlesini duyar ya da aklınızdan geçirirsiniz. Eller kalp merkezinde birleşir, baş kalbe yaklaşır. Bu pozun pek çok ismi var; anjali mudra, dua mudrası, niyet mudrası... Ve bir şeye niyet edersin. Bu fiziksel bir istek de olabilir; kilo vermek, formda kalmak ya da sakinleşmek, kendine karşı dürüst olmak... O gün seni mata getiren neyse tüm pratiğin boyunca kalbinden geçirdiğin odur. Şimdi bu anlattıklarımı atalım cebe ve matın üstünden hayata geçelim. Başladığımız her yıla bir takım dileklerle girmiyor muyuz? Hatta her Pazartesi yeni amaçlar ediniyoruz kendimize; “Şekeri hayatımdan çıkaracağım”, “Yogaya başlayacağım”, “Kangren olan ilişkilerimi sonlandıracağım”. Hatta her yeni gün bir niyet taşıyor kendi içinde. Hayatı daha kaliteli yaşamak bir niyetinin olması iyi geliyor insana. İşte her iyi şey buradan başlıyor.
SABRETMEK VE SAKİNLEŞMEK 
Mesela matın üstündesin. Hızlı bir akıştan geçmişsin ve şimdi “İkinci Savaşçı”dasın. Bacak kasların kasılmaya başlıyor, bir bacağın belki titriyor. Nefes hızlanmaya başlıyor. O poz bir an önce bitsin diye kıvranıyorsun. Vücudundaki kasılmalardan ve pozdan başka bir şey düşünmek mümkün değil, değil mi? İşte tam da bu anda sabretmek başlıyor. Derin derin nefes alıp vermek başlıyor. Her şeyinle o anda olduğunun farkındalığı başlıyor. Her asana (yoga pozu) gibi bunun da sonu gelecek. Bitecek. Tüm o acılar son bulacak. Sen sadece o anda vücudunda olan bitende kalmalısın. Nefeslerini sakinleştirmelisin ve bunun geçici olduğunun farkında olmalısın. Yoga öğretisinin temel amacı bu; o anda asılı kalmak, olduğundan başka bir şey düşünmemek. Hoop, hayatın akışındayız. Mesela o gün tüm aksilikler üst üste geldi; otobüsü kaçırdın, taksi şoförüyle tartıştın, işte müdüründen azar yedin ya da daha uzun vadeli duygusal bazda düşünürsek kötü bir dönemden geçiyorsun, sevgilinden ayrıldın ya da maddi sıkıntılarının olduğu bir dönemdesin. Her türlü zorluğun geçici olduğunun ve zorlandığın yerden güçlendiğinin pratiğini yapmıştın sen. Aynı İkinci Savaşçı’daki gibi derin derin nefesler al ve sakinleştir kendini. Biraz da sabır. Hepsi aynı matın üstündeki gibi geçecek ve sen çocuk pozuna, evine çekileceksin.  
YAPABİLDİKLERİNE ODAKLANMAK  
Bu kısım aslında biraz da insan egosundan çıkmakla alakalı. İnsan doğası ve susturamadığı zihni gereği sürekli bir kıyas halinde. Kazancını, hayat standardını, güzelliğini, kilosunu, sevgilisini hatta ailesini... Aklımızdan geçen her şeyi herkesle karşılaştırabilme gibi gereksiz bir potansiyelin ürünüyüz. Sosyal medyayla birlikte bu durum ayyuka çıkmış durumda. Aslında ne kadar yorucu... Yogada da zihnini anda tutamadığın zamanlarda kıyaslar başlayabiliyor. Yan matındaki incecik kızın en zor pozları nasıl da kolay yaptığını görmek, öne katlanma pozlarında önündeki başını dizine değdirebiliyorken “Ben niye daha esnek değilim?” kıyaslamalarını yapmak tamamen egonun bir oyunu ve bu sonu olmayan tehlikeli bir oyun. Bunu fark edip kendine odaklanmak ise yoga. Zihnini ve kalbini negatiften pozitife çevirmek; yani başkalarından kendine dönmek, yapamadıklarına hayıflanmaktansa sahip olduklarına odaklanmak, şükretmek ve bunu bir yaşam felsefesi haline getirmek... İşte bu gerçek yoga. Bırak, bugün de baş dize değmeyiversin. Sen o gün matın üstüne gelişini kutla.  
GELİŞİMİ GÖZLEMLEMEK  
Biraz tadını çıkartma zamanı. Aylarca emek verdiğin projenin onaylanması ve ileride bir ödül alması gibi. Hastalığını yenmek için senelerce çabalayıp sağlığına tekrar kavuşmak ya da aylarca pincha yapmaya çalışıp, sıfır noktasından artık birkaç saniye havada dengede durmaya ulaşmak gibi. O anda kalmak lazım. Yoga bunu diyor. Daha uzun ve rahat pincha’lar yapmak, zayıfladıkça zayıflamaya çalışmak değil de yola odaklanmak... Orda kal, sahip olduklarınla neler yapabildiğine, nereden nereye geldiğine bak. Hiçbir işin yokken nasıl çabalayıp o noktaya geldiğine, aylarca biriktirip aldığın o güzel çantaya, sıkı bir disiplinle nasıl daha sağlıklı beslenmeye başladığına odaklan. Olacaklara ya da olmuşlara değil, geçmişe ya da geleceğe değil; sadece ve sadece o ana. Gelişimini ve gücünü fark et. İçindeki gerçek seni uyandıran ve ateşleyen bunlar.  
TEŞEKKÜR ETMEK  
Her dersin sonunda, her pratiğin ardından bir “namaste”, etrafındakilerle göz göze gelme hali ve sonra teşekkür etmek... Bu yoganın içindeki bir ritüel belki de. Akışın bir parçası. Önce kendine; o vakti kendine ayırdığın için, sonra yoga farkındalığına, sonra etrafına, sahip olduklarına, hocana teşekkür etmek. Her kapanışta her şeye şükran ve teşekkür. Aslında her zaman yapmamız gerektiği gibi... Şahsi tecrübemden yola çıkarak yazıyorum bunu; bir gün bile olsa matın üstünden sokağa geçtiğinizde herkese, iyi – kötü her şeye teşekkür etmeyi deneyin. Sahip olduklarına şükretmek ve yoluna çıkanlara teşekkür etmek sadece yoganın son dakikalarında sizi saran bir huzur olmaktan çıkıyor o zaman. Çok uzak, çok ulaşılmaz, çok havada kavramlar gibi gelebilir; en başta zihnimiz ve önyargılarımız sebebiyle herkese öyle geliyor. Ama değişim için tek bir büyülü kelime var: Pratik, pratik, pratik! Sadece yogada değil, başarmak istediğin her şeyde, hissetmek istediğin her duyguda... Hemen hepimizin bir es vermeye ihtiyaç duyduğu böyle zor dönemlerde hayat, yogayı sokağa taşıdığınızda her şeye rağmen çok daha yaşanılabilir gözüküyor.

No comments :

Post a Comment