Girls Night In

I often found myself talking about a dressing routine. Here comes another one: When I go out in Winter, there is a certain routine which ensure me to look good and feel great: Get lost under our oversized jumpers or coats with some accessorises and a pair of sneakers. I picked this look for a dine & wine night in with my girls but I have to say that everyone feels better when we start to dance in our pyjamas. :) Xx,

Peace and Quiet

Although this blog is a complete reflection of freedom, I myself have some rules about the order of the blog. Today you will be seeing me violating one of them. Taking photos at the same place and posting them in a row is one of the rules that I never want to do. However since I can't get out much due to Joey, I had to do it. Okey, well, I can't just blame Joey. The days are very short and there is almost no time to take photos out in the day light. But I need to say I loved the last two post at home because loved the synergy of me & simplicity of the home. One can not easily find an elegant and simple place to take photos in Istanbul. So, the situation that I've been living works for now. About the outfit;  no, I haven't gone crazy yet to go outside with this outfit in this freezing weather. After these photos, there were some additions like a fake fur, scarf and a beanie. Anyway, today I went to the coiffeur and did some grocery shopping. I don't know why but when I head to the beauty saloon, I take an extreme care about my look. Never put on make up, though. -You can see it from the photos :) - Right now, all things needed to be done are done. Joey and I are writing this post cuddling and listening Favourite Coffeehouse playlist. The candles are lit. We are waiting for my boy friend to make us dinner. I am peaceful.    

Hallelujah

Your faith was strong but you needed a proof. You saw her bathing on the roof. Her beauty and moonlight overthrew her. She tied you to a kitchen chair. She broke your throne and she cut your hair and from your lips she drew the Hallelujah. 

Layer on Layer

Yesterday, even though I was sad about not attending my friends housewarming union because of Joey, I always love a Friday night at home. Especially if it is winter, the weather is getting colder and colder by night and your boyfriend cooks and you will watch a bunch of Harry Potter movies and read the books that you will looking forward to. When I even imagine the stuff that I've just told you, a tiny warm light is spreading around my body and makes me smile. Anyway, before all of these activities, I picked this outfit for heading to the vet and doing some grocery shopping. Upon the power of unearned shirts! Xx,

The Routine

When I am abroad, I have a dressing routine. The shoes are always the first and yet the most essential step  for the routine. Because if your feet are not in comfort, the whole trip could be a total mess, you know. I learnt from my previous experiences, so I put two or three perfectly comfy shoes into my suitcase. Plus, the good looking and yet comfort pants with turtlenecks would be a perfect match for an away day. I myself generally don't prefer to bring jeans with me. They are not the best for a long day, I suppose. Anyway, to complete the look, add a piece of fine and flashy jewellery.  Plus, oversized coats with a couple of cute beanies. Voila! Ready to discover the marvelious Eze Village. It's like a dream, isn't it?

Asla Uçurma Beni Pegasus!

Aslında bloğumu bir şikayet üssü olarak kullanmayı ve kirletmeyi tercih etmeyecek kadar çok seviyorum; ama geçen hafta yaşadıklarımızın ardından kendimi en iyi ve güçlü ifade ettiğim yerde uzun uzun başımıza gelenleri paylaşmak istiyorum ki belki biraz farkındalık uyandırabilir. Daha önceki postlarımda da yazdığım üzere geçen hafta erkek arkadaşımla birlikte Güney Fransa'yı gezmeye, Marsilya'ya uçtuk ve bir hata yapıp biletlerimizi Pegasus Hava Yolları'ndan alma gafletine düştük. Açıkçası Pegasus'la bir daha uçmaktan bir önceki Antalya uçuşu dönüşünde vazgeçmiştim; ama Marsilya biletlerini ondan da önce aldığımız için yapacak bir şey yoktu. Kaldı ki aslında erkek arkadaşım da, ben de sonuçta maksimum 3 saat sürecek bir seyahatte olabilecek aksaklıkları çok ciddiye almadık; çünkü aşırı sorunlu, pimpirikli, olay yaratan insanlar değiliz neticede.
Her neyse, olaylar silsilesi şu şekilde başladı: Bizim Ağustos ortasında aldığımız biletlerimizin dönüşünün saatini değiştirmek için uçuştan 5 gün önce aradı bizi sevgili Pegasus. Dönüş biletimiz öğlen 15.00'teyken "operasyonal sepebler"den ötürü -neyse artık onlar- sabah 07.00'a aldılar! Bu zaten baştan bizim için bütün planlarımızın değişmesi demekti. Bir kere zaten ancak 3 günlüğüne kaçtığımız gezimizin bir günü yanmış oldu. Çünkü bizim planımız Marsilya'da kalmayı içermiyordu ve sabah 07.00'deki uçağı yakalamak için bir önceki günün öğleden sonrası yola çıkmak zorunda kaldık. Böylece zaten gezimizin bir kısmını harcadığımız yetmiyormuş gibi otel rezervasyonlarımızı da değiştirmek durumunda kaldık. Önceden ödediğimiz otel paramızı otel sahibinin insiyatifiyle geri alabildik; ama bir gün ekstra kiraladığımız arabamızın parası yandı. Üstelik kiralama şirketine aracı ya ertesi gün 9 civarı ya da önceki gece teslim etmemiz gerekiyordu. Ertesi gün 9'da biz çoktan uçakta olacağımız için arabayı erkenden havaalanına getirmek zorunda kaldık. Günümüzü yediği gibi, paramızın da yanmasına sebep oldu Pegasus. 
Tabii bir tek bununla kalmadı. Daha yola bile çıkmadan aldığımız uçuşumuzun değiştiği haberinden sonra havaalanında da Pegasus'un nasıl da profesyonellikten uzak bir anlayışa hakim olduğuna bir kere daha şahit olduk. Havaalanında daha az beklemek için yaptığımız online check in, bizi upuzun ve akmayan bir kuyruğa davet etti. Online check-in yapmayan insanlar ise gayet hızlı bir şekilde hizmet alıyordu. Yine de bir görevli ordaki insanları da online check-in masalarına yöneltti ve hep beraber, şikayet içinde, bir türlü ilerlemeyen bir kuyrukta bekliyor olduk. Pegasus'un mobil bilet vermemesi bir tarafa, madem online check-in masaları işe yaramıyor; ne diye hali hazırda ilerleyen normal check-in'lerde bekleyen insanları sıralarından çıkartıp hizmet veremeyen bir sıraya sürüklüyor acaba? Galiba bundan önce sorulması gereken bir sürü temel sorunu var.  
Neyse, daha sonradan uçağa geçtiğimizde bizim koltuklarımızın başka bir kadına ve çocuklarına verildiğini söyledi hostes. Çünkü Pegasus onlara farklı yerlerde biletler kesmiş. Yine bir takım karışıklıklar, beklemeler, anlaşamamalardan sonra bir şekilde yerimize geçebildik. Allahtan uçakta geçirdiğimiz 3 saat içinde başka sorun yaşamadık. Tabii bu demek değil ki Pegasus başka prıoblemlerle gelmedi.
Uçaktan indikten sonra Marsilya Havaalanı'nın EasyJet, Ryan Air gibi uçuşlara ayırdığı, hangardan bozma, konteynır gibi, doğru düzgün hiçbir gereksinimi karşılamayan, rezalet ötesi bir terminale yanaştık. Bu Marsilya Havaalanı'nın ana terminali değil elbette. Dediğim gibi, uçuşları 10 Euro gibi paralar olan, ucuz uçuş sunan Avrupa Uçuş firmalarının indiği, hakikaten neredeyse bedava uçuşların yapıldığı bir terminal bu. Pegasus dediğimiz firma, ilk zamanlar ucuz uçuşları çıkarmış olabilir; ama artık kesinlikle öyle olmadığı bir gerçek. En az 49.99 Euro'dan başlayan fiyatlarla çıkan ki yüzde 90 bu fiyatların olmadığı, vergilerin eklendiği, ucuz kategorisine asla giremeyecek; yalnızca belki çok pahalı olmayan -o da bazı seferlerler için- uçuşlar kategorisine girebilecek bir firma. Ben ve etrafımdaki çoğu insan maaşını Euro bazında kazanmadığı için ve Euro'da neredeyse 3 lirayı bulduğu için Pegasus ucuz fiyatlandırma konusunda göz boyamaktan başka bir şey yapmıyor şu sıra. Dolayısıyla ben, az olduğunu düşünmediğim paralara bilet almışken bu kadar rezalet bir havaalanına inip kendini Ryan Air gibi hakikaten bedavaya uçuran havayollarıyla kıyaslamasını inanılmaz absürd, komik ve insanları enayi yerine koymaya çalışan bir tavır olarak gördüm. Zaten havaalanının indiğimiz rezalet kısmını gördüğüm an Pegasus'un gözümdeki marka değeri tamamen kredisini tüketmişti. Üstüne üstlük; zaten o sıra sadece 1 uçağın indiği bu kısımda valizlerimiz ancak 1 saatte geldi. Uçakla bagaj bandı arasında ise neredeyse 5 metre mesafe vardı. Bu kadar basit ve karmaşadan yoksun bir yerde, bir de hızı bile sağlayamadılar. Kendim getirsem 10 saniyede çıkmış olacaktım o rezil yerden. Bu noktada ordaki görevlilerin kendi çalışanları olmadığını söyleyebilirler; ama bu benim sorunum değil. Ben Pegasus markasına güvenerek bir bilet ve hizmet satın aldığımı düşünmüştüm. Nasıl ki Türk Hava Yolları, New York'ta JFK'de valizimizden yer görevlileri tarafından çalınan Iphone'umuzun parasını kendisi karşılayacak kadar müşterisinin hakkını gözetiyorsa, bunun gibi havaalanında seyahat halindeyken başıma gelen her şeyden de Pegasus sorumlu olmak durumunda olduğunu düşünüyorum. Ya da ben böyle bir anlayışı tercih eden hava yollarının müşterisi olmalıyımdır belki de. 
Sorunların bitmiş olmasını dilerdim; ama dönüşte de benzer problemler tüm yolcuların peşini bırakmadı. Öncelikle yukarda da dediğim gibi, arabayı teslim etmemiz gerektiği için uçuştan 10 saat önce havaalanına gelip geceyi orda geçirmek durumunda kaldık. Her yerin kapalı olduğu, inanılmaz tenha, güvensiz, hatta bir ara eli silahlı askerlerin dolaştığı korkunç havaalanında sabaha kadar bekleyip, uyukladıktan sonra sabah 07.00 uçuşumuz için uçağa geçtik. Ancak kendime gelebilirken uçaktaki pek çok yolcu gibi ben de acıktım ve uçak içinde bir şeyler satın almaya karar verdim. Koltuklarda duran menüde bir sürü sandviç, kahvaltı, kek gözüküyordu. Ama hostesten istediğimiz hiçbir şey uçakta yoktu! Hiç yoktu! Sabah 7 uçuşu ve yemek olarak satın alabileceğiniz tek şey tavuk sote ve köfte makarnaydı! Hostesler bile "Biz de çok şaşkınız, uçağa hiç yükleme yapmadan yollamışlar!" dedi. Kekin, bir çeşit sandviçin bile olmadığı uçuşta, açlıktan ölen bir uçak dolusu insan olarak İstanbul'a geldik. Bu da yaşadığımız son ve bence kesinlikle kabul götürmez bir rezaletti.

Pegasus'un rezalet hizmet verdiğini duymuştum; ama ben bu kadarını tecrübe etmemiştim. Bir daha biletlerin 10 Euro'dan satışa çıksa bile asla ama asla "Uçurma beni Pegasus!" Hiç kimseye tavsiye etmem, aman diyim. 

First Stop: Saint Tropez

Last weekend a dream came true: my boyfriend and I made a road trip around South France villages & cities. Since we couldn't go out as much as we did before due to Joey, this trip had the greatest timing. These photos are from Saint Tropez which is a huge exaggerated  illusion. The day we arrived to Marseille was going to be a long day, I picked a cozy outfit with a comfort jumper, pants and coat. Have a nice week!

Pattern Fest


Two days ago, right after went to the vet, at Ulus, while Joey was sleeping in the car. Since we were heading to the vet, I just want to be in something very comfy. When it is about comfort, I always pick the two things: leggings or loose trousers. I am not sure if it's because they are made from jersey fabric or what but oh, they are the best! Also, with my short jacket, I created a pattern festival. Don't worry, after we took these photos, I immediately run for the haircut. You will see my new hair on the next post. In the meantime, you can check my Instagram to take a quick look :) Well, for now my boy friend and I will take a trip to a far place. I think it is what we need. After I come back here, take care. Xx,

Modacruz Loves Bloggers

Her sonbahar ve ilkbahar tam iki koca gün boyunca kışlık / yazlık gardrop değişimi yapıyorum. -Evet, dolabıma sığamıyorum; ama bu hepimizin sorunu sanırım.- Tabii bu değişimin temel amaçlarından biri de gardrop detoksu yapmak. İşte ben bu detoks kısmında zorlananlardanım. Çünkü aldığım her şey benim için değerli ve -ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanın dışında- bazı kıyafetlerimi artık giymiyor; ama vermeye de kıyamıyorum. Benim için genellikle zayıfladığım için artık giyemediğim; yine de gardrop değişikliği sırasında dolabımdan eksiltmeye kıyamadığım kıyafetlerim, ayakkabılarım, aksesuarlarım hızla artarken; derdimin dermanını buldum: Modacruz ile tanıştım! Kısaca ikinci el kıyafet, ayakkabı, aksesuar ne varsa alıp sattığınız bu site için geçen haftalarda Gamze Biran ile birlikte birkaç blogger buluşup bir çekim yaptık, Modacruz'da kendi dolaplarımızı oluşturduk ve ben de on tane ürünümü satışa çıkardım. Bloğuma da birkaç ipucu fotoğrafı koyuyorum; ama aslında katalog geniş :)  O yüzden tüm dolabımı görmek için buraya tıklayın! Her zaman ikinci el'cileri itinayla gezen ve mutlaka bir şey bulan bir kız olarak alışveriş iyice tatlı hale geldi bana. Xx,

Baby Blue

My hair has gone crazy and I can barely throw myself out of home but yet I wore the new items on my wardrobe which I bought last week from the shopping party for Alexander Wang X H&M. I adore my newest baby blue cozy jumper and both chic&sporty trousers. Xx,

Joey

Welcome to the weirdest week of my life which has passed in a blink! You will get why I couldn't able to post anything here from below. If you follow me on Instagram, you must now already! We have a puppy now! the most beautiful creature in the world! We were still arguing that if we can raise a puppy and take care of it but all of a sudden he found us and our lives changed! Since Joey the puppy -God bless Joey Tribbiani- doesn't know anything about toilet training, days & nights fly by with cleaning his poop and pee without sleeping enough. Therefore, I actually am very tired and can't make any photos to blog since I can't leave joey at home alone at this very early months of him. But him being next to me, sleeping is priceless! Anyway, I will talk about him a lot in the future. So, I decided to take some photos at home to share my Sunday with you guys: Some coffee, papers & magazines, Joey, lots of pee and poop! :) Have a great Sunday!

A Sunday Tale

Yesterday, I woke up in a Sunday which I got angry myself since I overslept and got anxious about the things that are needed to be done. Still, I had a slow Sunday morning with a long brunch and went to the coffee shop to get some for home even if it was not on the plan and not so urgent. Anyway, for the occasion, I stood in front of my wardrobe knowing what I'll exactly be wearing after a long time: My uniform jeans, black & cozy turtleneck jumper, my new pair of Nike Air Force 1 and the beanie. -Whenever I wear that beanie, I can't stop myself posing with an ugly duck face and making ears. See below- And there was a yellow coat which I brought just in case since the Sun was shining when we left home. And yet, I wore it the moment I left home because it was freezing. Finally, spent the night with a homemade dinner, a long training, Sunday papers, a little bit of Vogue at the side of a cup of Vanilla Latte. I hope you had a lovely weekend more than I did. Xx,